“SAHA 2026, Türkiye’nin savunma ve havacılıkta ortaya koyduğu iradenin küresel vitrinidir” - Haluk Bayraktar
Küresel güvenlik mimarisi artık yalnızca askerî güç dengeleriyle tanımlanmıyor. Bugün belirleyici olan; teknolojik egemenlik, üretim çevikliği, tedarik zinciri dayanıklılığı, veri üstünlüğü ve stratejik iş birliği kurabilme kapasitesidir. Savunma ve havacılık sanayii, klasik platform yaklaşımının ötesine geçmiş; yapay zekâ, otonom sistemler, uzay teknolojileri, siber güvenlik ve çift kullanımlı çözümlerle yeniden şekillenmiştir. Türkiye, bu yeni dönemde yalnızca izleyen değil; geliştiren, üreten, ihraç eden ve yön veren ülkeler arasında daha güçlü bir konuma yükselmektedir.
Bu çerçevede SAHA 2026’yı yalnızca bir fuar olarak değil, Türkiye’nin savunma, havacılık ve uzay alanındaki birikimini, sanayi kapasitesini ve stratejik vizyonunu dünyaya taşıyan çok boyutlu bir platform olarak görüyoruz. İstanbul Fuar Merkezi’nde 5–9 Mayıs 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek SAHA 2026; 100.000 metrekareyi aşan sergi alanında 1.500’ün üzerinde firmayı, kamu kurumlarını, üniversiteleri, resmi heyetleri, satın alma delegasyonlarını ve sektör profesyonellerini bir araya getirecek. Bu yönüyle etkinlik, yalnızca ticari temasların kurulduğu bir buluşma zemini değil; aynı zamanda savunma diplomasisinin, teknoloji transferi arayışlarının ve uzun vadeli stratejik ortaklıkların şekillendiği bir merkez olacaktır.
SAHA 2026’nın arkasındaki temel yaklaşım şudur: Güçlü ülkeler yalnızca sistem satın alanlar değil, kritik teknolojileri geliştiren, alt yüklenici ekosistemini derinleştiren, Ar-Ge altyapısını yaygınlaştıran ve yüksek katma değerli üretimi sürdürülebilir hale getiren ülkelerdir. Türkiye son yıllarda savunma ve havacılıkta bu yönde çok önemli bir mesafe aldı. Bugün geldiğimiz noktada mesele sadece platform sergilemek değildir. Mesele; güven veren bir sanayi ekosistemi, esnek üretim kabiliyeti, yüksek mühendislik kapasitesi ve uluslararası iş birliğine açık bir teknoloji zemini ortaya koymaktır. SAHA 2026 tam da bu çerçevede konumlanmaktadır.
Bir önceki organizasyonda elde edilen sonuçlar da bunun güçlü bir göstergesiydi. SAHA EXPO 2024’te 120’den fazla ülkeden 1.478 firma bir araya geldi; 25.000’in üzerinde planlı iş görüşmesi gerçekleştirildi, 133 imza töreni düzenlendi ve toplam 6,2 milyar dolarlık iş hacmi oluştu. SAHA 2026’da ise bu zemini daha da büyütmeyi, daha nitelikli temaslar kurmayı ve daha yüksek stratejik etki üretmeyi hedefliyoruz. Bizim için büyüklük tek başına yeterli değil. Asıl önemli olan, bu büyüklüğün kalıcı iş birliklerine, ortak üretim modellerine, yeni pazarlara açılıma ve teknoloji odaklı güven ilişkilerine dönüşmesidir.
Bu yıl programımızı özellikle daha operasyonel, daha görünür ve daha deneyim odaklı bir yapıda tasarladık. SAHA 2026’da insansız sistemler başta olmak üzere, kara, deniz, füze, hava, uzay, hava savunma ve askerî elektronik gibi geniş bir yelpazede sistemler ve çözümler sergilenecek. Bunun yanında ziyaretçiler yalnızca ürün görmeyecek; teknolojinin sahadaki karşılığını, canlı gösterim ve etkileşimli alanlarla daha somut biçimde deneyimleme imkânı bulacak. FPV Drone Zone, SAHA UGV Challenge ve SAHA Rover Challenge gibi alanlar bu yaklaşımın önemli parçaları olacak. Geçtiğimiz organizasyonda yoğun ilgi gören Açık Alan ve Deniz Sergi Bölümü de daha büyük ve daha erişilebilir bir yapıda yeniden tasarlandı.
Bununla birlikte SAHA 2026’nın en dikkat çekici başlıklarından biri de SAHA WDW, World Drone Wars olacaktır. Dünyanın ilk uluslararası askerî FPV drone yarışması olarak kurgulanan bu organizasyon, 10’dan fazla ülkeden takımların hız, manevra kabiliyeti ve hedef isabeti temelinde kıyasıya mücadele edeceği çok özel bir format sunacaktır. Biz bunu yalnızca bir yarışma olarak görmüyoruz. Bu etkinlik, yeni nesil harp konseptlerinin, düşük maliyetli fakat yüksek etkili teknolojilerin ve sahada oyunun kurallarını değiştiren sistemlerin görünür hale geldiği stratejik bir vitrin işlevi görecektir. Türkiye’nin FPV drone teknolojilerinde üstlenmek istediği küresel rol açısından da önemli bir mesaj taşıyacaktır.
SAHA 2026’nın bir diğer temel gücü, çok katmanlı görüşme ve iş birliği yapısıdır. B2B, G2B ve G2G formatlarında planlanan görüşmeler; yalnızca firmaları değil, karar vericileri, resmi heyetleri, yatırımcıları ve tedarik otoritelerini de aynı zeminde buluşturacaktır. Paneller, ana konuşmacılar, sektörel toplantılar, imza törenleri, lansmanlar, tematik ve ülke pavilyonları ile NATO DIANA bağlantılı faaliyetler; fuarı yalnızca bir sergi alanı olmaktan çıkarıp küresel savunma ve havacılık gündeminin konuşulduğu stratejik bir platform haline getirecektir. Burada hedefimiz, Türkiye’nin yalnızca ürün sunan değil; çözüm öneren, ortaklık geliştiren ve uzun vadeli iş birliklerine katkı sağlayan bir ülke olarak konumunu daha da pekiştirmektir.
Bizim yaklaşımımız nettir: SAHA 2026, sadece bugünün teknolojilerini sergileyen bir organizasyon değildir. Aynı zamanda geleceğin tedarik zincirlerini, güvenlik ortaklıklarını ve sanayi iş birliklerini şekillendiren bir temas alanıdır. Savunma ve havacılıkta yeni dönemin anahtarı; güvenilir ortaklık, ortak geliştirme, bilgi paylaşımı ve uzun vadeli stratejik uyumdur. Türkiye, güçlü mühendislik altyapısı, dinamik sanayi yapısı, genç insan kaynağı ve jeostratejik konumuyla bu denklemde çok önemli bir merkezdir. SAHA 2026 da bu merkezî rolün en görünür uluslararası sahnelerinden biri olacaktır.
Tüm uluslararası katılımcılara, resmi heyetlere, sektör temsilcilerine ve teknoloji geliştiricilere çağrımız açıktır: SAHA 2026’ya yalnızca bir etkinlik olarak değil, yeni dönemin stratejik buluşma noktası olarak bakıyoruz. Burada kurulacak her temasın, yapılacak her görüşmenin ve ortaya konacak her iş birliğinin geleceğin güvenlik ve teknoloji mimarisine katkı sunacağına inanıyoruz. Türkiye artık savunma ve havacılıkta sadece yükselen bir aktör değil; yön tayin eden, güven üreten ve ortak gelecek inşa eden bir ülkedir. SAHA 2026 da bu iradenin en güçlü uluslararası ifadesi olacaktır.